Balığın dilini yiyerek, dilin yerine geçiyor !

Balığın dilini yiyerek, dilin yerine geçiyor !

Resimde gördüğünüz bir isopod. Yanlış anlamayın fotoğraftaki balıktan bahsetmiyoruz, ağzındaki parazitten bahsediyoruz. Bu parazit, balığın dilini yiyerek, dilin yerine geçiyor. Halk arasında balık kenesi ismi ile tanınan isopodlar özellikle ölü balıkların ağzından çıkmaya çalışırken göze çarparlar. Kabuklu bir parazit olan isopodlar bir vücut organının tamamen yerini alan bildiğimiz tek parazit türüdür. İsopodlar balıkların ağzına yerleşiyor ve kurutup öldürene dek balığın dilindeki kanı emiyor. Dil öldükten sonra kalan parçaya yapışıp balığın dili gibi yaşamaya başlıyor. Balık, diline yerleşen bu paraziti kendi diliymiş gibi kullanabiliyor.

Deniz balıklarında görülen parazitik isopodlar hakkında detaylı bilgi

Ülkemizde ilk yetiştiriciliğin başladığı yıllardan günümüze doğru baktığımızda hızlı bir gelişim süreci olmuştur. Üretimde izlenen büyük miktarlardaki artışlar balıklarda görülen hastalıkların araştırılmasını gündeme getirmiştir. Kültür balıkçılığında meydana gelen bu ilerleme ve gelişmelere paralel olarak bakteriyel, viral, mantar ve parazit hastalıklarının ortaya çıkması, hastalığa sebep olan patojenler ile mücadeleyi doğurmuştur. Özellikle deniz balıklarının kafes kültüründe son zamanlarda aşırı artış gösteren isopodlar en önemli problemi oluşturmaktadır.

baligin-dilini-yiyerek-dilin-yerine-geciyor-ilgincbirbilgi-1

Filogenetik analizleri ve fosil kayıtları yaklaşık 300 milyon yıl önceye, Paleozoik döneme dayanan isopodlar, vücutları dorso ventral olarak yassılaşmış yüksek crustacealardır. Sularımızdaki yoğun balık yetiştiriciliği, parazitik isopodlar için uygun bir çevre oluşturmuştur. Özellikle yoğun stoğa sahip ve su akıntısı fazla olmayan kıyı bölgelerde kuru çiftlikler, parazitin üremesi için idial bir ortam yaratırlar.

Deniz, kara ve tatlı sularda dağılım gösteren isopodların yaklaşık 430 türü deniz ve tatlı su balıklarında parazit olarak yaşamaktadır. Parazitlik isopodların dağılımı konak türlerinin ekolojisi ile ilişkilidir özellikle sığı sularda bulunan demersal balıklar, pelajik balıklara göre daha çok enfekte olurlar. Sparidae,  Lutianidae,  Serranidae,  Trichiuridae ve Bramidae familyaları ise isopodlar tarafından en sık enfekte edilen balık familyalarıdır.

Çoğu ektoparazit olan isopodlar; Cymothoids, Epicaridians ve Gnathiids olmak üzere üç ana grupta yer alırlar. Cymothoids’in larval ve yetişkin formları parazittir. Bu familyaya ait parazit türleri balıkların genellikle ağzına, derisi üzerine ve solungaçlarına kuyruk yüzgeçleri ne doğru kendilerini sabitlerler. Kendilerine uygun konak balığı bulduklarında infestasyona sebep olurlar. Epicaridians’in larval ve yetişkin formları ise crustasealarda parazittir. Gnathiids ise balıklarda sadece larval dönemde parazittir ve ergin bireyleri parazit olarak yaşamazlar. Cymothoids ve  Epicaridians genetik olarak birbirlerine benzer fakat Gnathiids genetik yapı bakımından farklılık gösterir.


baligin-dilini-yiyerek-dilin-yerine-geciyor-ilgincbirbilgi-2

Ülkemizde deniz balıklarında Cymothoidae familyasına ait Nerocila bivittata,  Anilocra physodes, Ceratothoa oestroides olmak üzere üç türü tanımlamıştır. (Oğuz & Öktener 2007) Özellikle Ege denizi’nde ağ kafeslerde kültürü yapılan levrek balıklarınında başlıca parazit sorunu haline gelen balık kenesi olarak adlandırılan Ceratothoa oestroides en sık görülen isopod türüdür ve büyük ekonomik kayıplara neden olur. Bunların dışında parazitlik isopodlardan Nerocila orbignyi deniz levreklerinde, Anilocra physodes deniz levreği ve çipura balıklarında deri üzerinde görülür. Genç ve arkadaşları 2005’de İskenderun körfezi’nde yaptıkları çalışmalarda Epinephelus aeneus’da Gnathiidae familyasına ait isopod lavralarının oluşturduğu infestasyon ilk kez bildirmişlerdir.

Enfekte balıklarda; genellikle durgunluk, anemi, hareketlerde isteksizlik, zayıflık ve solunum da sıkıntı görülür. Bu tip semptomlar görülen kafeslerdeki balıklara dikkatli bakıldığında baş bölgesindeki hemoraji ve nekroz saptanabilir. Balık dışarı alındığında ise ağız içersinde isopod çifti görülebilir. Parazitler, balığın baş, göz ve solungaç dokusuna çengelleri ile tutunurlar ve sürekli buradan kan emerek beslenirler. Bu beslenme sırasında tutunduğu dokuya çengelleri ile büyük zarar verirler. Ortamda çok kirlilik varsa parazitler daha aktif olabilir bu durumda diğer balıklarda yoğun olarak bulunur ve kitlesel ölümlere yol açar ekonomik kayıplara sebep olabilirler ama bu olay naber olarak görülür.

Genç levrek ve çipuralarda balığın deri, solungaç ve damakta, değişen sayılarda, yetişkinleri ise; çift olarak yerleşim gösterirler. Balığın yaşı ile doğru orantılı olarak parazitin yoğunluğu da değişir. Lavraların ağır istilaları küçük balıkların gelişmesinde duraklama, kilo kaybı ve sonuçta ölmelere neden olur.

baligin-dilini-yiyerek-dilin-yerine-geciyor-ilgincbirbilgi-3

Konakçı kanı ile beslenmenin yanında damakta yerleşen dişi bireyler, balıkların kafataslarında morfolojik değişimlere neden olurlar. M. oestroides ile enfekte Boops boops türü balıkların dilinde küçülme olur ve ağız tavanına yerleşen bu isopod ventrale doğru sarkan bir doku hiperplazisine neden olur. Livoneca amurensis, larval evredeyken konakçı derisine tutunur. Leuciscus waleckii konağın pektoral yüzgecinin kaidesinde gelişimini tamamlar, deri üzerinde karakteristik cepler oluşturur ve bu cepler konağın karın boşluğuna kadar uzanır. Parazit oluşturduğu bu kesenin duvarındaki damarlardan emdiği kanla beslenmektedir. Solungaçlarda yaşayan Cymothoidae familyasına ait parazitlerin neden olduğu enfestasyonlarda ise solungaç yayları üzerinde az yada çok dejenerasyonlar şekillenir. Bu dejenerasyonla beraber farinks ve solungaç boşluğunda değişimler gözlenir. Solungaç epitelinde ve solungaç lamellerında yıkımlar meydana getirirler. Konak balıkta dokularda ve yaralarda, normalde deniz suyu ve balık florasında bulunan, Aeromonassp,  Vibrio sp,  Flexibacter sp. gibi patojen mikroorganizmaların girmesiyle, yüksek mortalitelerle seyreden ikincil enfeksiyonlar oluşabilir. Yavru balıklarda görülen ölümlerin yaklaşık %15’i paraziter yıkımlar sonucu şekillenen ikincil enfeksiyonlardan meydana gelmektedir.

Tedavi için en çok kullanılan yöntem banyo uygulanmasıdır. Bu uygulama sonucu parazitlerin dökülmesi sağlanabilir. Banyo uygulaması için piyasada ticari olarak satılan ilaç ve kimyasallar mevcuttur. Bouboulis ve arkadaşları (2004) Ceratothoa oestroides ile enfekte levrek balıklarının tedavisi için diflubenzuron ve deltamethrin denemişlerdir.  Ayrıca isopodların kontrolünde organophosphate’lar da etkili olmaktadır ama genelde en çok formaldehit banyosu uygulanmaktadır.

Önceki yazımız İstem dışı ayak ve bacak sallama alışkanlığı hakkında ilginç bilgiler vermektedir.

3D yazıcılar ve geliştirilmiş pek çok yeni cihaz sayesinde insanoğlu bazı şeyleri daha ufak yapmayı başardıkça ceplerimize daha fazla teknolojiyi

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum Yaz